İstanbul’un su kaynaklarını oluşturan barajlar, 2023 yılının ilk 8 ayına ait veriler ışığında dikkat çekici bir seyir izliyor. Yılın başından itibaren ölçülen doluluk oranları, %44,34 seviyesine ulaşmış olsa da, bu oranlara rağmen uzun vadeli su yönetimi ve tüketim alışkanlıkları büyük önem taşıyor. Şehirdeki su talebinin sürekli yüksek olması ve aşırı kullanım, özellikle sıcak yaz aylarında barajların doluluk seviyelerinde dalgalanmalara yol açtı. Bu durum, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İSKİ) düzenli olarak yaptığı ölçümlerle takip ediliyor ve uzmanlar, ihtiyatlı hareket edilmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Son 3 yıldaki veriler karşılaştırıldığında, 2024 ve 2025 yıllarının doluluk oranlarında farklılıklar göze çarpıyor. 2024 yılında bu oran %46,88 iken, bu yıl ise %40,73 olarak ölçüldü. Bununla birlikte, 2025 yılı yılın ilk 8 ayı sonunda %44,34 ile yakın seviyelerde seyretti. Bu veriler, her ne kadar dolarılık oranlarının 2025’in üzerinde olsa da, geçen yıla kıyasla düşük kaldığını gösteriyor. Ayrıca, barajların toplam kapasitesine baktığımızda, Ömerli ve Terkos göllerinin en yüksek oranlara sahip olduğu görülüyor. Ömerli Barajı %39,42, Terkos ise %19,64 seviyelerinde bulunuyor ve bu değerler, şehrin su ihtiyacını karşılamak adına büyük önem taşıyor.
İlgili uzmanlar, özellikle suyun kullanım alışkanlıklarının ve iklim değişikliğinin, bu durum üzerindeki etkilerini vurguluyor. İstanbul’a yıl boyunca nakledilen su miktarının 502,8 milyon metreküpe ulaşması, şehrin su kaynaklarındaki yükü ve bölgede yaşanan nüfus artışını gözler önüne seriyor. Meteoroloji ve iklim değişikliği uzmanları, sonbaharın başlamasıyla birlikte beklenen yağış artışlarının, uzun vadede barajların doluluk oranlarını yükseltmesinde kritik bir rol oynayacağını belirtiyor. Ancak, çeşitli şehirsel faktörler ve iklim krizinin etkisiyle, geleneksel yöntemlerle yağışların verimliliği azalmış durumda. Bu noktada, belediyelerin ve ilgili kurumların yağmur sularını toplama ve depolama alanları kurması, su tasarrufu açısından büyük önem taşıyor. Beton ve asfalt kullanımının aşırı olduğu büyükşehirlerde, suların doğal yollardan toprağa vurmasını engelleyen bu yapıların, sürdürülebilir su yönetimi ve çevresel denge adına yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.
